|
Aslan
İle Tilki Ormanlar kralı arslan artık kocamış, hiç bir işe
yaramaz olmuş. Pençesini bile kaldıramaz, karnını bile doyuramazmış.
Kendi kendine "Bedenim yaşlandı. Ama aklım fikrim yerinde" deyip işi
kurnazlığa vurmuş. Hasta gibi davranıp yataklara düşmüş.
Arslanın hastalığı kısa zamanda tüm ormana yayılmış. Herkes kulaktan
kulağa "Duydun mu? Kralımız hastalanmış!" diye fısıldaşmış.
Adet bu ya; hasta olan , ziyaret edilir. Ormandaki hayvanlar da bir bir
arslanın ziyaretine gitmişler. "Kralımız kuvvetten düşmesin" diye de
yiyecek hazırlamışlar.
Maymun kucak dolusu muz ile Hindistan cevizi, ayı bir kavanoz bal, kurt
kocaman bir parça et, sincap ağzına kadar dolu bir sepet ile ceviz
götürmüş.
Kurnaz arslan kendisini ziyarete gelen hayvanları yiyip yutmuş. Hediyeleri
de depoya koymuş. Gülerek "Ne olur ne olmaz " demiş. "Ziyarete gelen
olmazsa, depodakileri yerim."
Böylece zavallı hayvanlar iyi niyetlerine kurban gitmişler.
Günlerden bir gün tilki de arslanın hastalık haberini duymuş. "Bir gidip
bakayım " diyerek arslanın inine gelmiş. Ama içeri girmeden uzakta durmuş.
Arslan yalandan inlemiş "Tilki kardeş, niye uzakta duruyorsun? Yanıma gel
de konuşalım ".
O zaman kurnaz tilki "Gelmesine gelirim arslan kardeş, ama günlerdir senin
inini gözlerim. İçeri giren ziyaretçiler bir türlü dışarı çıkmıyor. Ben de
onlar gibi kurban olmak istemem " demiş.
O günden sonra arslan, krallığını bilmiş; kurnazlığı da tilkiye bırakmış.
|
|
|